İnsanoğlanın en büyük yanılgılarından biridir; vatan sevgisini güzel temennilerden, süslü cümlelerden ya da her şeyin yolunda gittiği gamsız anlardan ibaret sanmak. Oysa konfor alanlarında yeşeren sevgiler, ilk fırtınada yaprak dökmeye mahkûmdur. Rahat koltuklarında oturup, hayatın sunduğu lüksün tadını çıkarırken "vatan" demek kolaydır. Gerçek adanmışlık ise rüzgâr tersine döndüğünde, bedel ödemek gerektiğinde ortaya çıkar. Çünkü vatan sevgisi konforda değil, yürekte biter.
Bugün etrafımıza baktığımızda, vatanseverliği sadece bir söylemden, bir ayrıcalıktan ya da konforlu bir yaşamın garantöründen ibaret görenlerin çoğaldığını müşahede ediyoruz. Kendi ikbalini vatanın istikbalinin önüne koyanlar, fedakarlık sırası kendine geldiğinde ara sokaklara sapanlar, ne yazık ki bu karlı ve çetin yolu yürüyemezler. Vatanı sevmek; sadece onun imkanlarından yararlanmak değil, gerektiğinde onun için ter dökmek, yük almak ve taşın altına elini hiç düşünmeden koyabilmektir.
Konfor, insan zihnini ve ruhunu uyuşturan bir afyondur bazen. Sorumluluk almaktan kaçan, kendi rahatını milletin dertlerinden üstün tutan anlayış, bu topraklara kök salamaz. Zor zamanlarda susanlar, ülkesinin derdiyle dertlenmeyenler ve fedakarlık yapmaktan imtina edenler ne söylerse söylesin, bu kutsal bağın dışında kalırlar.
Çünkü bu topraklar, konforunu feda edenlerin omzunda yükselmiştir. Çanakkale'de ya da memleketin kalkınması için gecesini gündüzüne katan her bir köşesinde; konforu değil, milleti tercih eden yüreklerin imzası vardır.
Açık ve net söylemek gerekir: Zor zamanlarda elini taşın altına koymaktan çekinen, memleket meselelerine sadece kendi çıkarlarının penceresinden bakan yüreksiz olanlar bizden değildir.
Vatan, üzerine basıp geçtiğimiz bir toprak parçasından çok daha fazlasıdır; o, adanmış bir ruhtur. Ve o ruh, sadece cesur, hesapsız ve karşılıksız sevmeyi bilen yüreklerde yaşamaya devam edecektir.